Hikaye yazma yöntemleri
sergi_4-20142210023252666
20. Yüzyılın En Önemli Sanatçılarından Marcel Broodthaers’ın Sergisi Akbank Sanat’ta!
Belçikalı şair, heykeltraş, film yapımcısı ve sanatçı Marcel Broodthaers’ın işlerinin sergilendiği  Sözcükler, Nesneler, Kavramlar sergisi Akbank Sanat’ta açıldı. 20.yüzyılın en önemli sanatçılar...
1211286191584860
Ömer Faruk TEKBİLEK hakkında
Ömer Faruk TEKBİLEK'in eserlerinde hem arabesk müziğinin o hüzünlü tınısını, hem de uhrevi bir dünya içinde bestelenmiş gibi, yürekleri sızlatan, gözleri ağlatan güzel bir ilahinin tınısını bir arada ...
saban
Komik Asker Kazaları
Asker Kazaları ...

Koca bir Yiğit; Şehzade Mustafa

10 ay önce fiko43 tarafından yazıldı, kez görüntülendi ve hakkında hiç yorum yapılmadı.

mustafa 300x224 Koca bir Yiğit; Şehzade Mustafa

  Koca bir Yiğit; Şehzade Mustafa

Mustafa Bursa’ya defnedilirken, o kadar ağır gelmiş ki insanlara, halk ağlamaktan bitap düşmüş. Çünkü ölümü haksız bir ölümmüş. Şehzade Mustafa öyle mert bir yiğitmiş ki, hasmına baktığımı kalbi durur, dosta güldüğünde derman olurmuş. “Zulüm ile abad olanın, ahiri berbad olur” derler. Şeytanın bin türlü oku vardır, hepsi de fitneye çıkar. Mahidevran hatun şu cihana bir yiğit doğurmuş, gelin görün ki yiğidin vadesi daha doğarken dolmuş. Bilindiği gibi Şehzade Mustafa, Sultan Süleyman’ın en büyük oğluydu. Hünkar olmaya en yakın ve en layık varis de oydu. Sultan’ın diğer tüm evlatları, Şehzade Mehmet, Cihangir, Beyazıt, Selim hep Hürrem Hatun’un çocuklarıydı. Kadere bakın ki Hürrem Hatun, koca dünyaya sığdıramadı Mustafa gibi bir yiğidi.  Belki korktu hünkar olursa oğullarıma kıyar diye, beklide kalbinde korkudan hiç eser yoktu… En doğrusunu Allah bilir. Ama bilinen bir gerçek var ki, damadı Rüstem ile bir olup, Mustafa’yı Sultan Süleyman’ın gözünden düşürmeyi iyi becerdi. Derler ki Şehzade Mustafa yeniçerinin karşısına çıkınca, asker canı verecek gibi olur, halkın arasına çıktığında, ahali onun etrafında pervane gibi dönermiş. Kardeşleri ile buluşunca Şehzade Cihangir, Mehmet… eriyip giderlermiş. Çok severlermiş Mustafa’yı. Sultan Yavuz Selim’i gören büyükler, Mustafa’nın dedesine ne kadar çok benzediğini söylerlermiş. Mustafa’nın başında kara bulutların dönmesi, Şehzade Mehmet’in ölmesiyle başlamış aslında. Mehmet gencecik yaşında eceli ile vefat edince, Hürrem Hatun ile Rüstem Paşa Mustafa’nın taht yolunu kesmek için kanlı bir işe girişmişler. Güya Mustafa dermiş ki “ Babam ihtiyarladı, gazaya dahi çıkamaz oldu, taht artık bana yaraşır.”  Süleyman Han, ilk vakitler bu dedikodulara kulak tıkamış.” Mustafam öyle şey yapmaz demiş. “ Derler ki yiğidin bir hesabı olur ama yiğit üzerinde dokuz oyun kurulur… Her yol denenmiş, her türlü oyun denenmiş. Sıra Mustafa’nın mührünü çalmaya gelmiş. O mührü çalan eller Mustafa’nın ağzından İran Şahı’na mektuplar düzmüş.  Şah’ın cevaplarını da mektuplarla birlikte Hünkara yetiştirmişler.” Hünkarım bu Mustafa’nın niyeti niyet değil, daha ne kadar bekleyeceksin, haine cezasını vermeyecek misin?” demişler. Sultan Süleyman, Mustafa’ya ne zaman baksa, babası Yavuz Sultan Selim’i görürmüş zaten. Kendisinin de dedesi Bayezit Han gibi, tahttan oğlunun eli ile indirilme fikri ağırına gitmiş. Emir buyurmuş. “Tez İran üstüne ordu hazırlansın. Mustafa da ordusu ile Konya’da bize katılsın.” Şehzade Mustafa’yı çok ikaz etmişler. “Hünkarın kanına girdiler, size iftira atıp aklını çeldiler, ne olur gitmeyin Konya’ya…” Şehzade Mustafa ki mert… Babası için canını vermeye hazır… Üzerine bembeyaz bir elbise giymiş. “Allah bu canı bana babam eliyle verdi, alacaksa varsın onun eliyle alsın. Yoksa bizde baba buyruğuna karşı gelecek göz mü gördünüz?” demiş. Mustafa’yı kimseler ikna edememiş. Adamlarını aldığı gibi Konya’ya varmış.Şehzadenin geldiğini gören devlet erkanı hemen ziyaretine koşmuş. Rüstem Paşa’dan başka kimsenin olacaklardan haberi yokmuş. Şehzade Mustafa, ecelin yanı başında bir gece konaklamış. O gece çadırına bir ok saplanmış okun ucunda “Baban sana kıyacak, sakın o çadıra gitme!” yazıyormuş. Mustafa “O babamdır.” Diyerek bunu da kulak ardı etmiş.  Hünkarın elini öpme vakti gelince, dem bu demdir diyerek çadıra yürümüş. Ancak çadırın önündeki askerler Şehzade’den kılıcını istemişler. Hünkarın huzuruna kılıç ile çıkmak sadece şehzadelere mahsustur.  Mustafa çıkarmış kınından o pak kılıcı, “Madem hünkarın emridir, alın o halde.” Demiş.  Mustafa çadıra girince ne görsün, karşısında yedi dilsiz, sağır cellat, ellerinde yağlı ibrişim kemendi ile onu bekliyorlar. Mustafa ceddinden aldığı terbiye ile önce hayır ile nasihat etmiş. Lakin cellatlar duymamış anlattıklarını.  Yürümüşler Mustafa’nın üzerine. Ölümü koynunda gezdiren adama cellat dayanır mı? Her üstüne geleni indirmiş Mustafa. Halen el öpme niyeti ile yürümüş hünkarın kaldığı kısıma.  Tam aradaki perdeyi kaldıracakken Zal Mahmut Paşayı görmüş ardında. Şehzade Mustafa bu paşaya vaktiyle o kadar iyilik etmiş ki, onunda elinde yağlı urganı görünce öylece tutulup kalmış. Mahmut Ağa hızla urganı arkasından boynuna takınca sendelemiş Mustafa. Bunu fırsat bilen cellatlar hemen atılmışlar üzerine.  Üç kemendi birden sarmışlar boynuna.  Mustafa feryat etmiş.” Baba! Oğluna neyi reva gördüler, baba…”  Öyle yiğide bu reva görülmezdi ya, fitnenin canı çıksın. Asker Mustafa’nın öldüğünü görsün de, ondan ümidi kessin diye cansız bedeninin İran halısı üzerinde çadırın önüne çıkarmışlar. Şehzade Cihangir bunu görünce öyle bir derde kapılmış ki, bir zaman sonra derdinden hasta düşüp can vermiş. Derler ki Sultan Süleyman Mustafa’nın cenazesini bizzat kıldırmak için imam olmak istemiş. Ancak öyle bir ağlamış ki, hıçkırmaktan namazı kıldıramamış. Rüstem Paşa Hünkar’ın yanına gelip de “Hünkarım, kendinizi helak ettiniz, yeter artık çileniz.” Deyince Koca Sultan ona dönüp, “Konuş Rüstem konuş, ne devlet senin ne evlat senin…” diyerek onu yanından göndermiş. Aynı gün içinde Rüstem Paşa’yı da görevinden alarak yerine Kara Ahmet Paşa’yı getirdi. Bir zaman sonra duruma hayli sinirlenen yeniçeriler “Mustafa öldüyse yerine geçecek oğlu var” diye ayaklanmaya kalkınca da, oğlu Mehmet de 7 yaşında olmasına rağmen boğdurularak katledilmiş ve babasının yanına gömülmüştür. Şehzade Mustafa’nın şahsına dair önemli verilerden biri de Bernardo Navagero adlı İtalyan elçinin hakkında verdiği bilgilerdir. Yazdığı bir mektup aynen şu şekildedir: “Şehzâde Mustafa, sultanın ilk oğlu. Annesi de Çerkes olan kadın. Şu anda Amasya’da ikamet ediyor. İranlılar’ın sınırında, İstanbul’dan 26 gün uzaklıktaki bir mesafede. Yıllık geliri 80 bin dükaya tekabül ediyor. Annesi de onunla birlikte yaşıyor ve oğlunun zehirlenmesini engellemek için her türlü önlemi alıyor. Onun için en tehlikeli şeyin zehir olduğunu, başka hiçbir şeyden korkmaması gerektiğini söylüyor. Mustafa’nın annesini büyük ölçüde sevip saydığı söyleniyor. Herkes onu çok seviyor ve herkes babasının yerine tahta çıkmasını istiyor. Yeniçerilerin de onun hükümdar olmasını istedikleri çok açık. Sultanın bütün kullarının arzusu da bu, çünkü ilk oğlu olmasından yanısıra çok dürüst, cömert ve cesur olması da herkesin onu istemesi için yeterli sebepler. Topraklarına gelen her yeniçeriye, sultanın kullarına, sadece çok iyi davranmakla, onları misafir etmekle kalmıyor, aynı zamanda çok güzel hediyeler de sunuyor. İşte sahip olduğu nâmı da böyle kazanmış. Her ihtiyaçları için yeniçeriler kendisine rahatça başvurabiliyorlar ve onun idaresinden bugüne kadar kimse sultana şikâyetçi olmamış. Babasına sık sık armağan olarak güzel atlar, ayrıca birkaç bin düka da gönderiyor ve bunu seve seve yaptığı çok belli. Şimdiye kadar babasına karşı hiçbir ters harekette bulunmamış. Hem de başka bir kadından olan diğer kardeşlerinin babasına yakın olduklarını bildiği, hatta biri sarayda yaşadığı halde. Bu konuda çok ılımlı. Söylediğim gibi herkes babasının ardından Şehzâde Mustafa’nın hükümdar olmasını bekliyor ve istiyor. Ancak değişik olaylardan dolayı şans Şehzâde Selim tarafına da düşebilir (Diğer ikisine çok fazla önem verilmemiş). Sultanın çok sevdiği annesinin planları ve çok yetkili olan Rüstem’in planları da bu doğrultuda. Yani sultanın ölümünden sonra Selim’in padişah olmasını desteklemek için şimdi planlar yapıyorlar. Bu yüzden paşa en önemli mevkilere kendine yakın, onun emrinde olan kişileri yerleştiriyor. Sancakların yanısıra, hem yeniçeri ağasını yerleştirdiği, hem de kardeşini kaptanıderya mevkilerine çıkardığı gibi. Paşa kaptanıderya olan kardeşinin görevden alınmaması için büyük çaba gösteriyor. Bu mevkiden kardeşini alsa bile yerine çok güvendiği başka birini koyacak. Zira Mustafa’nın tahta çıkmasını engellemek için bir donanma ile onun yolunu kesmekten daha iyi bir şey yok. Sultan Selim, İstanbul’a çok yakın. Hayatta kalmayı başarırsa, annesi de ölmezse, paşa da hazinenin ve sultanın paralarının sahibi olarak, kaza eseri bir ölüm ile Sultan Selim’i tahta oturtmak onlar için pek de zor olmaz. Herşeyi elde eden para aracılığı ile insanların kalbindeki Sultan Mustafa sevgisini kısa sürede silip atabilir. Bu şekilde kendisi de tahtı elinde tutmaya devam etmiş olacaktır. Ancak Mustafa’nın öldürülememesi durumunda ise Mustafa, hakettiği tahta çıkmak ve çıktıktan sonra da kaybetmemek için elinden geleni yapacaktır. Sultandan sonra tahta çıkan kim olursa olsun, herkesin bir korkusu var. Bunu Türkler de söylüyor: Bu taht meselesi oldukça kanlı olacağa benziyor ve bunun felaketlerin başı olduğunu düşünüyorlar. Bu konu ile ilgili olarak sultanın taht için kimi tercih ettiğini anlamak kolay değil çünkü hepsi onun oğlu ama yanında her zaman Rus karısı var ve bu kadın kendi oğullarını hep ön plana çıkarıp, sürekli Mustafa’yı kötülüyor. Ama Mustafa’nın tahta çıkması konusunda pek bir şey değiştiremeyeceğini de biliyor. Sultan da bu konuda bir şey yapamaz zira kendi ağzıyla Mustafa’nın tahta çıkacağını söyledi.” Şehzade Mustafa’nın ölümü üzerine Fünûnî, Rahmî, Edirneli Nazmî, Muînî, Mustafa, Müdâmî, Sâmî, Kara Fazlî, Nisâyî , Şeyh Ahmed Efendi, Selîmî, Kâdirî gibi şairler mersiyeler yazdılar. Hakkında yazılmış en tanınmış mersiye, Taşlıcalı Yahya Bey tarafından yazılmış olandır. Şehzade Mustafa, sultan olmadan kendisi bu denli fazla mersiye yazılan tek şehzadedir. “Meded meded bu cihanın yıkıldı bir yanı Ecel celalileri aldı Mustafa Han’ı Dolundu mihr-i cemali bozuldu erkanı Vebale koydular al ile Al-i Osman’ı„ -Taşlıcalı Yahya- Kaynaklar; Wikipedia, TRT,

facebook Koca bir Yiğit; Şehzade Mustafatwitter Koca bir Yiğit; Şehzade Mustafagoogle plus Koca bir Yiğit; Şehzade Mustafapinterest Koca bir Yiğit; Şehzade Mustafatumblr Koca bir Yiğit; Şehzade MustafaPaylaş
Benzer Yazılar
sergi_4-20142210023252666
Belçikalı şair, heykeltraş, film yapımcısı ve sanatçı Marcel Broodthaers’ın işlerinin sergilendiği  Sözcükler, Nesneler, Kavramlar sergisi Akbank Sanat’ta açıldı. 20.yüzyılın en önemli sanatçılarından olan Broodthaers, 40 yaşına kadar sadece şii...
1211286191584860
Ömer Faruk TEKBİLEK'in eserlerinde hem arabesk müziğinin o hüzünlü tınısını, hem de uhrevi bir dünya içinde bestelenmiş gibi, yürekleri sızlatan, gözleri ağlatan güzel bir ilahinin tınısını bir arada hissedebilirsiniz. Dünya çapında kendisine haklı b...
saban
Asker Kazaları ...
Yorumlar ( 0 )
Fikri TEZBAŞAR